Aşk Bütün Kötülüklerin Anasıdır

10 December, 2006

GİRİZGÂH

Anadolu Rockçuyduk o zamanlar. Haluk Levent’in her şarkısını ezbere bilir, Murat Kekilli’yi undergraund kahramanımız ilan eder, daha henüz yeni yetme bir şarkıcı olan Şebnem Ferah’ın Kadın albümünü çok sert bulurduk. Düş Sokağı Sakinleri’ni pek anlıyamıyorduk ama Sevdan Bir Ateş şarkısı bizim için oldukça duygusaldı; Ayna ise bir rock grubuydu elbette. Akranlarımız arasında keçeyi sudan çıkarmış tayfadan olanlar orijinal Megadeth albümleri alırlardı; biz Megadeth’i Musicbox’larda bile bulamazdık; belki de bu yüzden Anadolu Rockçuyduk biz.

Gençlik enerjisi bizi daha sert müzikler peşine düşürse de içimizdeki arabesk arzusu bastırılamazdı. Ki ben bunu inkar etmez, arabesk dinlemekten utanmaz, utanmamız gerektiğini söylerdim. Ferdi Tayfur’un eski kasetlerini dinlerdik gizlice ama sohbetlerimiz hep Haluk Levent, Şebnem Ferah üzerineydi. Aslında bunlar bile prim yapmıyordu kızlı-erkekli ergenlik sivilceleri ve ergenlik dürtüleri derdinde olan gençlik ortamlarında. Aşka Özlem adında bir grup vardı mesela hatırımda kalan; sonra üstte de dediğim gibi Murat Kekilli henüz bilinmiyordu ki biz de onu ‘Murat Ve Yolcular’ adıyla tanıyorduk. Sonra yine Kurban yeni çıkmıştı sanırım. Mor ve Ötesi’ni de bilirdik ama kendimize uzak bulurduk; ne de olsa biz Anadolu Rockçuyduk. Eko TV vardı, onu izlerdik.

Tüm bunlara rağmen dediğim gibi arabeski de inkar edemezdik; Ferdi Tayfur ve Orhan Gencebay hepimizin gizli sığınaklarıydı. Mahsun-Özcan Deniz-Alişan üçlüsü yeni piyasaya çıkmıştı. Ben Mahsun Kırmızıgül’ü ‘Ağlama Sen’ şarkısıyla sevmiştim zaten. Sonra bir gün bir arkadaşım bir kaset verdi. Mahsun Kırmızıgül’ün. Kaset kapağında Mahsun çıplaktı ve kucağında bir bebek vardı. Kasetin adını tam anımsayamıyorum ama ‘özgürlük, insanlık, kardeşlik’ gibi laflarla alakalı bir şeydi; ki zaten malumunuz ‘hepimiz kardeşiz’ felsefesinin kurucusudur Mahsun Kırmızıgül.

Uzatmayım, işte ben bu itali duruşlu, acı geçmişli bağrı yanık delikanlının o kasetini dnlemeye koyuldum. Bazı şarkılar hoştu; ama ne de olsa Anadolu Rockçuyduk ve böyle arabesk hezeyanlarla zaman geçirmek bize yakışmazdı. Yine de hatırımda tek bir şarkı kaldı: Ellerin Kadınısın. Bu şarkı diğerlerinden farklıydı; zira saf arabeskti.

Aradan yıllar geçti. Murat Kekilli Reha Muhtar’la Show Haber’e çıktı; Düş Sokağı Sakinleri dağıldı; kasetler CD’ye döndü, internetle birlikte MP^yaygınlaştı. Biz de dünya müziğine açıldık haliyle. Şebnem Ferah’ın Kadın albümü neydi ki, Megadeth, Opeth, Slayer, ozzy osborne, aerosmith gibi isimlerle ‘sert’in ne olduğunu gördük. (Arada bir yerlerde Pentagram/Mezar Kabul de olacak ama nereye sokuşturağımı bilemedim.)

Pink Floyd ve Nirvana farklıydı ama. Bu iki grup hem moda tabirle ‘kült’ idi hem de yaptıkları/yapmış oldukları müzik oldukça farklı ve çekici geliyordu.

MEVZU

Mahsun Kırmızıgül’ün yeni albüm çıkardığını Beyaz Show’da öğrenim. İnternet marifetiyle şarkılara ulaşmam zor olmadı. Albümdeki şarkılar arasınd ‘Ellerin Kadınısın’ı görünce nasıl sevindim, anlatamam. Sevincim bir anda şüpheye dönüştü; ‘ulan’ dedim, ‘şimdi güzelim şarkıyı berbat bir altyapıyla mahvetmişlerdir, poplaştırmışlardır’. Gelgelelim öyle olmadı, şarkı 10 yıl önceki haliyle albüme konulmuş, hiç dokunulmamıştı.

“kapattım bu aşkın sayfalarını/düşürdüm dilimden senin adını/kalbime kitledim hatıraları/ellerin kadınısın seni sevemem

bir utanç duvarıdır hayatta yerin/çekmekle ödenmez günahın senin/kalbin bendeyse de bedenin elin/ellerin kadınısın seni sevemem

görsen bile beni sakın tanıma/çevir yüzünü git kendi yoluna/arkamdan ağlarsan acımamsana/ellerin kadınısın seni sevemem

bir heves uğruna kendini yaktın/dönüşü olmayan yollara saptın/sen beni allahsız bir kula sattın/ellerin kadınısın seni sevemem”

Nirvana’nın Dumb’dan sonra en sevdiğim şarkısı Where Did You Sleep Last Night’dır. Ellerin Kadınısın’ı yeniden dinleyince aklıma bu şarkı geldi.

“my girl, my girl don’t lie to me/tell me, where did you sleep last night/in the pines, in the pines, where the sun don’t ever shine/i would shiver the whole night through

my girl, my girl, where will you go/i’m going where the cold wind blows/in the pines, in the pines, where the sun don’t ever shine/i would shiver the whole night through

the husband was a hard working man/just about a mile from here./his head was found in a driving wheel/but his body never was found./my girl, my girl don’t lie to me/tell me, where did you sleep last night

in the pines, in the pines, where the sun don’t ever shine/i would shiver the whole night through/my girl, my girl don’t lie to me/tell me, where did you sleep last night/in the pines, in the pines, where the sun don’t ever shine/i would shiver the whole night through

my girl, my girl don’t lie to me/tell me, where did you sleep last night/in the pines, in the pines, where the sun don’t ever shine/i would shiver the whole night through/my girl, my girl, where will you go/‘m going where the cold wind blows/in the pines, in the pines, where the sun don’t ever shine/i would shiver the whole night through”

Emre Aydın diye bir çocuk çıktı, ortalığı kasıp kavuruyor tabir-i caizse. Altıncı Cadde’den biliriz kendisini, iyi yorumcu, güzel de beste yapıyor. Onun da albümünde üstte imlediğim parçalarla beraber düşünülebilecek bir şarkı dikkatimi çekti: Kim Dokunduysa Sana Ona Git.

“yapma, dokunma/kim dokunduysa sana.. ona git/nerde unuttuysan beni.. orda kal/ezdirmem kendimi sana

‘yaptım çünkü aşık oldum’ deme, konuşma/ona öyle demezler buralarda/alem inansa sözüne ben inanmam/beş para eder mi varlığın?/ki yokluğun beni acıtsın/alem eğilsin önünde , ben eğilmem/yapma , dokunma/kim dokunduysa sana.. ona git/nerde unuttuysan beni.. orda kal/ezdirmem kendimi sana

sen öğrettin bana ağlamayı/başıma yastık basıp hıçkırmayı/alem affetse seni ben affetmem/onlar gibi değilim ben/adam olmadı hala benden/adam kölen olsun senin, ben olmam”

NETİCE

Ulan hem yazı çok uzadı, siz okumuyorsunuz öyle olunca; hem de başım ağrıyor, canım sıkkın; bu yüzden tutup da uzun uzun tahliller yapabilecek, harikulade bir sonuca ulaşabilecek durumda değilim. Buyrun size üç ayrı şarkı. Üç ayrı ama nerdeyse üç aynı şarkı. İkisi yerli biri yabancı. Yerli parçalar da ayrı kesimleri temsil ediyor. Yabancı olansa bizim dışımızdaki kültürü. Üç şarkıda da tek bir şey var, kelimelerin, melodilerin ardında: aşk ve paylaşamamak! Mahsun ağabeyimiz ‘ellerin kadınısın seni sevemem’ dese de yine de anlıyoruz ki kadına vurgun, hâlâ seviyor; Kurt Cobain biraz rahat takılıyormuş izlenimi veriyor, ‘kadınımsın benimsin, dün gece nerde, kiminle olsan da’ falan demeye getiriyor, lakin onun içinde bir sızı var, ki adam bu sebepten intihar etmedi mi? Belki. Emre Aydın, bağırıyor, ‘dokunma bana, kim dokunduysa sana ona git’ diyor ama şarkı değil film olsa bir sonraki sahnede tam gidecekken kolundan tutup çekecek, ya da sessisce ‘gitme’ diyecek.

Hasılı aşk belalı şey azizim, aşk bütün kötülüklerin anası. (aha bunu da başlık yapayım lan, güzel olur.)

One Response to “Aşk Bütün Kötülüklerin Anasıdır”

  1. abdullah Says:

    hayat bunu istiyor mahsun ne yapsın yani devir bunu gerektiriyor


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: