BU AKŞAM DELİRİNCEYE DEK MORFİN ÇEKECEĞİM

8 November, 2006

“Dost dost diye Nietzsche’sine sarıldım
Benim sadık filozofum Neyzen Tevfik’tir”

Derinine incelenmesi ve dahi irdelenmesi gereken garip bir gençlik var, sabahları “Ece Erken”, akşamları “Reha Muhtar ile ana haber” ve geceleri ise “malum noktalı” dizi ve programlar izleyerek büyümüş bir nesil…

Nietzsche’yi pek bir sevmektesiniz. Peki anladız mı Nietzsche’yi? Anlayabildiniz mi? Onun acılarına ortak oldunuz mu dersem, bana kızmak şöyle dursun çok seversiniz beni. Zira depresif takılıyoruz, melankoliğiz, şizofreniz, deliyiz, deli olmak ayıp değil onur.

Ne demiş amcamız: “bu akşam delirinceye dek morfin çekeceğim.” İyi, hoş, çek çekmesine; lakin derdin nedir be paşam? Hemen hatırlatalım, neydi Nietzsche amcamızın derdi? Ah bu Lou Salomé denen kadın yok mu? Aşık etmiş koskoca filozofu kendine. (E’nin şekilli olduğuna bakıp Salomé’nin Fransız olduğunu düşünmeyin; çünkü o bir Rus.) Hikâyemizde bir de Nietzsche’nin arkadaşı vardır: Ree. Alsana bermuda aşk üçgeni. İki adam da Salomé’yi sevmektedir. Salomé ise ikisini de oynatmaktadır. Salomé’nin bu iki adamı önüne katıp kırbaçladığını sembolize eden fotoğrafı bir çoğunuz bilirsiniz.

Nietzsche’nin aşkı anskiyeteye dönüşür, evet anlar artık bu çoklu aşktan kendisine bir pay çıkmayacağını ve işte o zaman bu lafı eder: “bu akşam delirinceye dek morfin çekeceğim.” Peki çekmiş midir? Hayır. Ne demişler? İntihar edeceğim diyen asla intihar edemez. Onun gibi belki de. Ama bunu yapmaması onun (Nietzsche’nin) karizmasından bir şeyler eksiltmiş midir? Asla! İşte biz buyuz? Karizma peşindeyiz. Sihirli kelimemiz bu: karizma. Karizmamız sarsılmasından da ne olursa olsun. Tecavüze uğrayan kız bile karizması ayaklar altına alınmasın diye “direnemedim, tadını çıkardım” der. (örnek çok uç ama n’apayım en kıt okuyucuya bile ulaşmak zorundayım, bunun için çarpıcı misaller gerekli, af buyrun efendim.)

Nietzsche morfin çekmez ama beyaz peynir ve kavun eşliğinde kafayı bir güzel çeker. Akabinde de Böyle Buyurdu Berduş’u yazar o kafayla. (bu kitaba daha sonra ‘berberler sürttürüyor mu’ bahsinde değineceğim.)

Nietzsche’den laf açılmışken araya şunu da sıkıştırayım. Bugüne kadar bütün felsefecilerin gözünden kaçan hiçbirinin ama hiçbirinin dikkat etmediği bir husus söz konusudur ki bu tarafımdan tespit edilmiş olup birazdan sizlere sunulacaktır.

Nietzsche’yi Nietzsche yapan bir fahişedir. Evet, evet bir fahişe. Eğer Nietzsche gençliğinde ilk cinsel deneyimi için geneleve gidip o fahişe ile ilişkiye girmeseydi, firengi mikrobunu kapyacaktı. Ve böyle bunalım edebiyatı, bunalım felsefesi yapamayacaktı. Tanrı’yı öldüremeyecekti.

Konunun özeti şudur ki: hepimiz karizma peşindeyiz. Onun için her şeyi yapabiliriz. Moderniteye hoşt-modern deyip post-modernizme kucağımızı açmış bulunmaktayız. Depresif olmak süper bir şey. Hayatından memnun değilsen, anarşist tavırların varsa sen bir numarasın. Eğer bunun filmini yaparlarsa da “kült film” oluyor.

Peki “ulan madem hayatından memnun değilsin değiştirmek için ne yapıyorsun, bira içip onunla bununla yatmaktan başka?” diye de soramazsınız. Özgürlük, dinime küfreden müslüman olsa, sana ne ulan kalıpları hazırdır.

Hasılı “delirinceye dek morfin çekeceğim” deyip burnumuzu bile çekemeden karizma yapıyoruz; gözünü seveyim post-modernizmin.(postumu yedim bekliyorum!)

Epigrafımızda ne dedik:

“Dost dost diye Nietzsche’sine sarıldım

Benim sadık filozofum Neyzen Tevfik’tir”

Nietzsche’den biraz bahsettim, sadık filozofumuz Neyzen Tevfik Bey’e bir başka yazıda uzunca değineceğim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: