“Hip Hop Son Derece Türk İşi Bir şeydir”

6 November, 2006


“Nikahına beni çağır sevgilim” dizelerinde hayat bulan eski sevgilinin nikahına gidip şahit olma ve dahi damat beye mutluluk dileme fantezisinin yerini, ayrıldıktan sonra zaman zaman buluşup iki kadeh attıktan sonra eski sevgiliyle sevişme fantezisine bıraktığını görüyoruz.

Değişen şeyler olsa da baki kalan bu kubbede hoş sada dışında bazı kalıtsal özellikler de oluyor elbette. Temsil yukarda örneklediğim durumda değişen şey nedir? Çeyrek yüzyıl önce eski sevgilinin nikahına gidip “eski bir tanıdık” rolünü oynama sapkınlığı ile eski sevgili ile sevişmek/görüşmek/öpüşmek arasında pek bir fark yok. Manyak yine manyak

Damarlarımda az buçuk milliyetçi-faşizan kanlar dolaştığından her ne kadar Türklerle dalga geçilmesine çoğu zaman tahammül edemesem de “ulan var mı böyle rahat millet, kendimizle de dalgamızı geçeriz ne var” diyerek o damarlarımda az buçuk dolaşan miliyetçi-faşizan kanları beynimden uzağa pompalayayıp “Türk müsün?” sorusunda ifadesini bulan malum ironiye olumsuz bir reaksiyon göstermiyorum. Bilirsiniz o basmakalıp lafları, “Türkler” diye başlayan masallar… Hatta radyocunun biri bunun kitabını yazmıştı yanılmıyorsam, “Türkleri Anlama Kılavuzu.” İşte bu büyük komik Türk destanı içinde, pileli ve bol kesim kumaş pantolonun cebinden malum organlarına ulaşıp şöyle bir tombala çekercesine sallayan insan modeli, oldukça ilgi çekmektedir.

Cem Yılmaz oyunlarının vazgeçilmez espririlerinden olan “uzaydaki Türk” imajı bize çok şey söyler: “Evet arkadaş biz neysek oyuz, tamam sen benim kafama o oksijen tüpünü geçirirsin ama asla engel olamazsın benim sigara yakmama yahur malum organımla oynamama.”

Modern zamanlar, ikinci paragrafta da imlediğim gibi, çok şeyi değiştirse de “eşşeğe altın semer vursan eşşek yine eşşek, üstelik iki ş’li hâlâ” kabilinden bazı şeyleri değiştiremiyor. Baştan beri ağzımda ısladığım baklayı çıkarayım artık, diyeceğim şu ki: Ben; bir Pazar sabahı mahalleden arkadaşlarıyla Doğan görünümlü LPG’li Şahin’inin arkasına biraları istifleyip mangır yeterliyse birkaç hatunu da zulaya alıp ormanlık alanlara mangal yapmaya giden ve bu mangal başında mistik bir ritüelmişçesine sağ elini iki bacağının arasına atıp hatır hutur kaşıyan adamla; kafasında kasketi, bol kesim pantolonu ile uyuşturucuya hayır diyen ama esrar tenekesine düşmüş gibi görünen, şarkımsı bir şeyler mırıldayan karakan’dan cankan’a geniş bir yelpazede kendini gösteren bir yaşam tarzının koynundaki, bir eli daima ağzının yakınında, diğeri ise tıpkı piknikçi dayı gibi malum organına doğru kayan ama ellemeye cesaret edemeyen adamlar arasında pek fark göremiyorum.

Bu girift tezadın içinde boğulmak üzereyken telefonum çaldı:

– nasılsın canım?

-yol yorgunuyum bi’ tanem, aklımı da bi’ şey takıldı deyip üstte yazdıklarımı anlattım.

Cevabı tek kelimeydi:

– hip hop son derece Türk işi bi şeydir..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: